

Baş parmak ve Hıncal!..
Güneş Gazetesi , 5 Şubat 2008
Turgay Renklikurt
Hıncal Uluç,
eskiden kendisinde olmayan, ancak Bizans'a gelip, medya kesiminde güçlenmeye
başladıktan sonra geliştirdiği;'İmparatorun baş parmağı' sendromu doğrultusunda,
50 yıllık dostunu, yani Turgay Renklikurt'u ani bir hançer darbesiyle, 'Bitmiş,
tükenmiş, sıfırı tüketmiş' olarak mezara gömdüğünü 31 Ocak 2008 tarihli ve 'Bir
dostun yok oluşu (edilişi)' başlıklı yazısıyla cümle aleme ilan etti. Ona göre
ben, 'Var AMA artık yok!' birisiyim.

Hıncal benim gerçekten dostum. Üstüne üstlük, öz ağabeyim kadar saydığım, feyz almaya gayret ettiğim Öcal Uluç büyüğümün de kardeşi. Yani ona istesem de kıyamam, kem söz söyleyemem. Ancak, tüm bunlar olaylara özgün ve özgür tarzda yaklaşmama engel teşkil etmez, edemez.
Hıncal'la,
Süreyya Ayhan konusunda çoğu kez fikir ayrılığı yaşadık. Ben Süreyya Ayhan'ın
hiçbir zaman sütten çıkmış AK kaşık olduğunu savunmadım; onun sistemin kurbanı
olduğunu ve bu sebeple her türlü ahval ve şeraitte incitilmeden, horlanmadan,
itilip kakılmadan korunulması, savunulması gerektiğini dile getirdim. Çünkü o,
yüz yılda bir ortaya çıkan anlatılması imkansız bir yeteneğe sahipti. Hata DA
yapsa, yanlış kıbleye de yönelse, ona sahip çıkmalıydık; çünkü onu hataya,
yanlış kıbleye yönelten bu sistem ve bu sistemi, düzeni yaratan bizlerdik. Zaten
o DA sık sık, '.. Dün, küçücük bir kızken ve yoksulluk içerisinde hayat
şartlarıyla boğuşurken nerelerdeydiniz?' gerçeğini bu yüzden dile
getiriyor.
Hıncal, SKY TURK televizyonundaki programda yaptığım konuşmalar
yüzünden (Süreyya'yı savunan, bazı gerçekleri, bilinmeyenleri belgeleriyle
ortaya koyan) beni bitmiş, tükenmiş ilan etti. Hatta daha ileri gidip, yapmayı
düşündüğü bir TV programı için artık teklif yapmayacağını, benim yerime genç
birisine yer vereceğini yazdı. O yetmezmiş gibi, ölülerin üzerinden manipulasyon
yapıp rahmetli Kenan Onuk'a konuşmalarımda saldırdığımı dile getirdi. El
insaf!.. Günah!.. Zalimlik bu!..
Eski Hıncal böyle değildi. Ne zaman Bizans'a geldi, güç sahibi olduğunu
hissetmeye başladı, içinde 'İmparatorun baş parmağı' sendromu filiz vermeye
başladı. Malum, Roma İmparatorları Arenalarda yapılan Gladyatör dövüşleri
sonrası baş parmağını yukarı kaldırırsa, Gladyatör yaşamaya, şan şöhret sahibi
olmaya devam eder, baş parmağı aşağı çevirirse, Gladyatör'ün işi biterdi.
Baş parmak sendromu ve bunun doğrultusunda yaptığı değerlendirmeler, eylemler
Hıncal'a çok hançer sallattı, çok dost kaybettirdi. Bana salladığı hançere bir
bakın. O hançerde, bin yıllık dostum dediği Sezen Aksu'nun henüz kurumamış
kanını görürsünüz.
Ama ben ismim gibi biliyorum Hıncal bu değil; onu bu hale getiren, Bizans'ın
lanetli gücüne sahip olduğunu zannedenlerde boy veren 'Baş parmak
sendromu'.
Bizans tarihi, o lanetli Bizans gücüne sahip olanların dostlarına,
kardeşlerine, çevrelerine yaptığı zulüm, zalimlik örnekleriyle doludur.
Sezen Aksu'nun Hıncal'ı, 'Zalimsin!' diye tanımlayıp, defterden silmesinin
sebebi, onun yüzünde farkına vardığı o lanetli Bizans güç belirtilerinden başka
bir şey değildi.
Hıncal benim dostum. Ben ona istesem de kıyamam, kem söz
söyleyemem. Ama el öyle değil ki, yarın bir gün birisi çıkar ve o baş parmağı
alıp, çok acaip bir işlem yapıverir.
Hıncal hem Roma, Bizans tarihini, hem de zalim ve zulüm ehli güç sahibi
kişilerin başına neler geldiğini iyi bilir. Eğer, şu günlerde birileri ortaya
çıkıp, 'İmitasyon zalim ve zulüm ehli' görüntüsündeki Hıncal'ı, psikiyatriste
götürüp, onun yeniden 'Bizim Hıncal' haline dönüşmesini sağlayamazsa, 'Bizim
Hıncal'ı' çok özlerim doğrusu!..
Not: Hıncal yapacağını söylediği TV
programına niye beni düşünmüş ki; alsın Süreyya Ayhan'dan esirgediği sevgiyi,
korumacılığı bol bol bahşettiği Ece Gürsel'i karşısına, hem çok seviyeli, hem
çok öğretici, hem de kızın piyasasını iyice arttıran bir program yapsın; Türk
medyasına yeni bir değer daha hediye etsin. Doğrusu ona DA bu
yakışır.