SÜREYYA AYHAN KOP
MİLLİ ATLET
BASIN BİLDİRİSİ
30.11.2007
Ankara
Sayın Basın Mensupları,
Öncelikle basın toplantıma katılmanızdan dolayı teşekkür ederim.
Bildiğiniz gibi,2008 yılında Pekin’de yapılacak olan Olimpiyat
oyunlarına hazırlanmak ve Almanya’da kampta iken oluşan sakatlığımı tedavi
ettirmek üzere Amerika’da bulunuyordum. Dünyanın sayılı atletlerinden olmam
nedeniyle, WADA Dünya Anti-Doping Ajansının takip ve kontrolünde, düzenli
olarak, habersizce gelen doping kontrol numunesi görevlilerine idrar numune
örneği vermekteydim.
8 Eylül günü antrenmanda iken, Amerika’da komşum olan bir
Türk, beni telefonla arayarak WADA’dan
geldiklerini söyleyen birilerinin, evimin önünde beni beklediklerini
bildirdi. Bende hemen yola çıkacağımı söyledim ve eşimle görevlilerin yanına
gittik. Usulüne uygun bir şekilde istenilen idrar numunesini verdim. Aradan bir
müddet geçti ve Ankara’da bulunan Avukatım Osman BULDAN, Türkiye Atletizm
Federasyonu tarafından, kendisine IAAF tarafından gizli olarak gönderildiği
bildirilen bir yazının ulaştırıldığını ve en son alınan idrar numunesinde
yasaklanmış madde bulunduğunun bildirildiğini bildirdi.
Bu bizim için tam anlamıyla, bir şok oldu. Çünkü, herhangi bir şekilde, bilerek
yasaklanmış bir madde kullanmamıştım. Esasen, herhangi bir
şekilde yasaklanmış madde kullanmayı da hiçbir zaman düşünmüş dahi değilim.
Amerika’da bacağımdaki sakatlığın giderilmesi amacıyla, dünyaca bilinen spor
merkezinde, doktorların kontrolünde tedavime düzenli olarak devam ediyordum ve
henüz koşu antrenmanına dahi başlamamıştım.
Bu maddenin tarafımdan kullanılması
mümkün olamaz. Şöyle ki;
-
Böyle bir maddeyi
kullanmış olsam, bunun idrar numunesinde çıkacağını öngörür
ve doping numunesi almaya gelenlerin
ayağına giderek, herhalde bu örneği
vermezdim. Kaldı ki, sporcunun yarışma dışı doping testlerinde 2 kere, testi
kaçırma yani görevlilere evvelce bildirilmiş olan adreste bulunamama hakkı
vardır. Bununda bir cezası yoktur. En azından bu hakkımı değerlendirmeyi düşünür
ve ona göre hareket edebilirdim.
- Henüz olimpiyat
oyunları için 1 yıla yakın bir süre var. Bu maddenin bu kadar süre önce
kullanılması halinde, yarışma sırasında etkisini yitirmiş olacağından, mantıken
bir yararı olamayacağı
açıktır.
- Sürekli olarak WADA
doping kontrol görevlilerinin habersiz denetimlerine tabi olduğumdan ve
bulunduğum yeri ve adresi WADA’ya düzenli olarak bildirdiğimden, idrar numunemin
kontrol edileceğini bilirken, bu maddeyi bile bile kullanacağımı düşünmek,
herhalde saflık olacaktır. Nitekim bu maddelerle ilgili olarak, tarafımıza
yapılan açıklamalar da, numunedeki maddenin vücutta 4-6 ay boyunca saklandığı ve
idrar numunelerinde kolaylıkla ortaya çıktığı
yönündedir.
- İdrar numunemde çıktığı
belirtilen madde incelendiğinde, öncelikle bu maddenin kas sporlarına ilişkin
bazı spor dallarında kullanıldığı belirtilmektedir. Yapmakta olduğum atletizm
sporu, güç gerektiren yani kaslı spor branşı olarak değerlendirilemeyeceğinden,
bu madde, uğraştığım spor dalında adına sıkça rastlanılan bir yasaklanmış madde
değildir. Keza hiçbir araştırmacı, maddelerin performansı arttırdığını da
kanıtlayamamıştır. Bazı spor yazarları da köşelerinde, ortaya çıkan maddeyi ucuz
ve modası geçmiş olarak tanımlamaktadırlar. Bununla birlikte, Türkiye Doping
Kontrol Merkezi’nin bildirimlerinde de, bu ilaçları kullananların,”vücut
geliştiriciler, halterciler, futbolcular, disk, gülle ve cirit atıcıları gibi
kas ve bilek gücü gerektiren spor dallarında yarışan sporcular olduğu,en yoğun
kullanım alanının, kuvvet gerektiren sporlar olduğu
“belirtilmektedir.
-
İdrarda tespit edilen
maddenin, yasaklanmış maddeler içinde çok eski bir geçmişe sahip olduğu ve artık
günümüz teknolojisiyle de bağdaşmadığı ve zararlı etkileri çok yüksek olduğundan
terk edilmiş bir madde olduğu
söylenmektedir.
-
Gelen raporda, gördüğüm
kadarıyla, düşük seviyede bu maddeye rastlanıldığı rapor edilmektedir. Bu
maddenin doping yapma amaçlı olarak,vücutta kullanılır olduğunun anlaşılabilmesi
için, bulunan düzeyin yüksek düzeyde olması gerekirdi. Düşük seviyede çıkmış
olması, bu maddenin bilinçli olarak alınmadığını da
göstermektedir.Yasaklanmış
bu maddenin, tıp otoritelerinden edindiğim bilgiye göre, vücuda
yarar sağlamadığı ileri sürülmektedir. Örneğin; Robert Kerr'in "The Pratical Use of
Anabolic Steroid With Atlets" kitabında aynen şöyle ifade edilmektedir: "Benim
fikrime göre, bu ilaç sporcular için tamamen yararsızdır. Fazla yan etkileri
olması yanında, ne kuvvet ne de hacimde bir artış
görülmemektedir."D.
Duchaine'nin "Underground Steroid Handbook 2." Kitabında da; "Nasıl
kullanılırsa kullanılsın, ben bu ilacı çok etkili görmüyorum" şeklinde ifade
bulunmaktadır.
-
D.
Duchaine'nin "Underground Steroid Handbook 2." Kitabında da; "Nasıl
kullanılırsa kullanılsın, ben bu ilacı çok etkili görmüyorum" şeklinde ifade
bulunmaktadır.
-
Gene
"Steroid Bibel" kitabında, sporcular için fare zehiri kadar tehlikeli olduğu
ifade
edilmektedir.
Öğrendiğim
kadarıyla, bu madde yan etkilerinden dolayı sporcuların
vücuduna aşırı zarar verdiği bilindiğinden, sporcunun performans artırımından
dolayı değil, daha çok sağlığını koruma amaçlı WADA’nın yasaklar listesine
konulmuştur. Amaç, sporcuların sağlığını korumaktır.Yan etkilerden söz etmek gerekirse; yüzde kıllanma,
seste kalınlaşma, göğüslerde küçülme ve menstruasyon (period) problemleri vs
vardır. Huzurda bulunan basın mensuplarına soruyorum. Sizce bende bu şekilde ki
yan tesirler mevcut mudur?
-
Bildiğiniz gibi, spor
yüksek okulu mezunuyum. Doping olarak adlandırılan maddelerin yasaklanmış
olduğunu ve bunların aynı zamanda vücuda verdiği kalıcı zararları da
bilmekteyim. Bu nedenle, hiçbir zaman doping ilaçlarının kullanılmasını tasvip
etmedim. Bildiğiniz gibi, girdiğim her yarışmadan sonra, düzenli olarak idrar
numunesi verdim ve hiçbirisi pozitif çıkmamıştır. Aldığım hiçbir madalyada ve
elde ettiğim derecelerde, bunları elde ederken idrar numunemde doping maddesine
rastlanılmamıştır. Esasen,sporcuları televizyon ve gazeteden değil de, canlı ve
yakından görenler, benim ne demek istediğimi daha kolay
anlayacaklardır.
Bazı basın
organlarında Amerika’da bulunurken kredi kartı ile doping
maddesi alırken yakalanmış olduğumuz (Eşim-Antrenörüm dahil) ileri
sürülmektedir. Öncelikle belirtmek isterim ki, Amerika’da bulunduğumuz zamanlar
yani yurtdışında iken, hiçbir şekilde kredi kartı kullanmıyoruz. Çalıştığımız
banka ve şubesi bellidir. Yapılan bu gerçeği içermeyen haberlerde, hangi
bankanın kredi kartını kullandığımız, hangi mağazadan ne zaman, neyi aldığımız
belirtilmiş değildir. Bu kadar afaki ve bizi toplum önünde küçük düşüreceği ve
inciteceği düşünülmeden böyle bir haber yapılmış olmasını doğru bulmadığımı
ifade etmek isterim. Hala haberin doğru olduğu iddiasında bulunan var ise,
onları ispata davet ediyorum.Bir başka konu ise,
henüz bizimle görüşülmeden bazı yayın organlarında spor hayatımın bittiği
deklare edilmektedir. Henüz bu konuda usulünce verilmiş olan bir karar
bulunmamaktadır.Konunun araştırılıp incelenmeden, şahsıma herhangi bir söz hakkı
tanınmadan, toplum önünde küçük düşürücü ithamlar yapıldığını da üzülerek
görmekteyim. Ben ve antrenör eşim, Amerika’da tamamen kendi imkanlarımızla,
Pekin 2008 Olimpiyatlarında, ülkemize 2004 Atina Olimpiyatlarında verdiğimiz
sözü, Pekin’de yerine getirebilmek amacıyla antrenman yaparken, tek bir
düşüncemiz vardı. O da bir olimpiyat altınını ülkemize kazandırmak ve bunun
onurunu yaşatmaktı. Bizim bu çabalar içerisinde bulunduğumuz gözardı edilmiş,
sanki oralarda devlet parasıyla zevki sefa içerisinde yaşıyormuşuz gibi bir
takım yayın organlarında haberler üretilmiş ve haksız yorumlar yapılmıştır.
Ülkemize atletizm spor branşında kazandırmış olduğumuz bunca madalya ve
dereceler, bir çırpıda silinip atılmış, tam anlamıyla başarılarımız yok sayılmış
ve unutulmuştur. Halbuki Türk atletizmi, Dünya’da benimle zirveye çıkmıştır.
Bunun için benim ve antrenörümün sarf etmiş olduğu emek ve mesailerin çok kolay
unutulması üzüntü verici olmuştur.
Türk Sporuna hizmet
edebilmiş isek ne mutlu bize.
Saygılarımla.
Süreyya Ayhan
KOP