2002 yılında Münih’te yapılan Avrupa Atletizim
Şampiyonasında 1500 m. Finalinde startta Tv ler her atleti dünyaya tanıtırken
Süreyya Ayhan’ı şöyle bir gösterip diğer atletlerin tanıtımına geçmişti. Yarış
başlayınca Süreyya Ayhan hemen öne fırlamış ve gurubun 50 m. Kadar önünde
koşmaya başlamıştı. Avrupa’nın gözde atletleri bu Türk kızının nasıl olsa ikinci
turdan sonra yarışı bırakacağını veya arkalara düşeceğini tahmin ettiklerinden
atağa geçmedi. Ancak son tura girildiğinde Süreyya Ayhan halâ gurubun 30-40
metre önünde koştuğunu gören atletler işin ciddiyetini o zaman kavradı. Süreyya
Münih’te dünyada geçilemez ünvanı ile yarışan Romen Gabriela Szabo’yu geride
bırakarak 3.58.79 ile o sezon Dünyanın en iyi derecesini yaptı. Süreyya AyhanAy
yıldızlı bayrağımızı vücuduna sararak şampiyonluk turunu atarken Tv ler peşinde
koşuyordu. Biz de bu doyulmaz manzarayı Tv başında gözlerimiz nemlidudaklarımız
titreyerek içimize sindiriyorduk.
Avrupa bir Türk kızının başarısı
ile sallanıyordu. Böyle bir başarı Türk atletizminde alışılmamışduyulmamış bir
olay olarak Spor tarihimize geçti. Süreyya Ayhan yurda döndüğünde hava alanında
onlarca Tv basın mensubuGenel MüdürFederasyon Başkanı ve tüm yetkililer onunla
bir arada görünebilmek için yarıştaydı. Boynuna çelenk takılmışçiçekler havada
uçuşuyordu. Süreyya Ayhandudaklarında hafif bir gülümseme ile "Ben Milletime
daha büyük şampiyonluklar getireceğim" diyordu. Medyadahayatında atletizim
yarışlarını seyretmemişTv de atletizim yarışları varken başka kanallara
geçmişspor yazarıköşe yazarıyetkiliyetkisiz herkes bir şey söylemeye başladı.
Bazılarıantrenörü Yücel Kop’a akıl öğretiyorkendi dediklerini yapması konusunda
ısrar ediyorhatta Kop’u yetersiz ve kalitesiz antrenör olarak kamu oyuna lanse
ediyorlardı. Herkes 1500 m. Taktik hocası olmuştu. Ancak her şeye
rağmenTürkiye’de atletizim diye bir sporun olduğu fark ediliyordu.
Bir ay sonra Türk Atletizm
tarihinde ilk kez bir sporcumuz Golden League’e çağrıldı. Avrupa’nın kalbi
sayılan Brüksel’de yapılan yarışı Türk halkı Tv. karşısında ayakta izledi.
kızımız yine güçlü rakiplerini geride bırakarak birinci geldi. En yakın rakibi
Belaruslu Alesya Turova 25 m. Gerilerde kalmıştı. Süreyya Ayhan 3.57.75 ile 1500
metrede Türkiye rekoru kırarakyine dünyanın en iyi derecesini yapmıştı.
Düşünebiliyormusunuzbir Türkiye rekoru aynı zamanda o yıl Dünyanın en iyi
derecesi olmuştu.
Süreyya Ayhan yine
bayrağımıza sarılarak şeref turu atıyortürübünler altın kızımızı ayağa kalkarak
alkışlıyordu. O yine çıktığı şeref kürsüsünün birincilik basamağında bayrağımıza
sarılı olarak Tv de gülerek bize el salladı.
Böyle bir manzarayı Türk
Sporu çok AZ yaşamıştır. Avrupa Atletizim Şampiyonasında birinci gelen
atletlerdört yılda bir yapılan Dünya Kupası Atletizim yarışları için Madrit’e
davet edildiler. Süreyya Ayhan'da doğal olarak Avrupa’yı temsil etmek üzere
Madrit’e gitti. 1500 m. Bayanlar yarışında tüm gözler kızımıza çevriliyorAvrupa
Şampiyonluğunun bir tesadüf eseri olup olmadığı tartışılıyordu. Süreyya Ayhan
yine startta tabanca ile fırladı. İlk turda en yakın rakibine 50 m. Fark
atmışipi göğüslerken de ikinci ile arasındaki mesafe 70 metreye çıkarmıştı.
Süreyya Ayhan bu yarışta 4.02.57
ile birinci geldikten sonra onlarca yabancı TV. karşısında "AB GÖRSÜN İŞTE. TÜRK
İNSANI AVRUPA’YI EN İYİ ŞEKİLDE TEMSİL EDİYOR" demişti. Bu demecinde NE kadar
haklı olduğu yarışlardan sonra belli oldu. Çünkü iki gün süren yarışlarda
bayanlar kategorisinde yapılan 19 branşta sadece Süreyya birinci gelmişti.
Süreyya Ayhan’dan başka Avrupa’lı hiçbir bayan atlet altın alamadı. Avrupa’nın
yüzünü ağırtmak bir Anadolu kızına kısmet olmuştu.
Bu yarıştan sonra
spansörler Süreyya Ayhan’a teklif götürmüşlerO DA alın terini değerlendirmişti.
Federasyon DA onu unutmamış memur kadrosuna alarak yaşamını garanti altına
almıştı. Süreyya Ayhandünyanın tanınmış atletlerinin de menejeri olan Hollandalı
bir menejerle anlaştı. Ama nedense bu durumlar bizim medyanın pek hoşuna
gitmedi. Onca futbolcunun aldığı milyon dolarlar hakkında kimse bir şey
diyemezken kızın aldığı paranın miktarıne yapacağı konusu Tv lerde tartışılmaya
başlandı. Antrenör Yücel Kop’un Süreyya Ayhan’ı küçük yaştan beri
çalıştırdığıkendine aşık ettiği söylendikten sonra Yücel Kop’un
yeteneksizliğibilgisizliği dile getiriliyordu. En kısa zamanda Süreyya’yı bu
cahil antrenörün elinden kurtarma planları yapılmaya başlandı. Kamu oyu bu yönde
etkilenmeye çalışıldı. Yabancı bir antrenör elinde Süreyya Ayhan’ın daha iyi bir
derece yapacağı işleniyordu. Futbol kulüplerinin başarısız oldukları durumda
teknik direktör değiştirilmesi gibiSüreyya’ya DA yeni bir antrenör aranıyordu.
Bu konuda en son konuşan Süreyya Ayhan ise"Ben antrenörümden memnunumbeni
buralara Yücel getirdi" diyordu.
2003 yılında Dünya
Atletizim Şampiyonası'ndan 15 gün önce Zürih’te yapılan yarışmada Süreyya Ayhan
3.55.58 ile şahane bir derece yaparak birinci geldi. Medya artık Süreyya Ayhan’ı
Dünya Şampiyonasında kesin favori olarak gösteriyordu. Ancak Paris’te yapılan
Şampiyonada kızımız ikinci gelerek gümüş madalyada kalınca herkes hemen linç
kampanyasına girişti. Süreyya her NE kadar kadınlara ait özel bir durum
nedeniyle kuvvetsiz kaldığınıDünya Şampiyonası'nda alınan gümüş madalyanın DA
değerli olduğunu anlatmaya çalışsa DA kimseyi ikna edemedi. Halbuki aynı yarışta
100 m. dünya rekortmeni Tim Montgomery kürsüye dahi çıkamayarak dördüncü
gelmişti. Yine 5000 m.nin geçilemez atleti Dünya rekortmeni Faslı Hicham El
Guerrouj DA ikinci olmuştu. Böyle yarışların kesin favorisi olamayacağı
gerçeğini bilmeyen futbol otoriteleri Antrenör Yücel Kop’uvatana ihanetten
sorgulanacak duruma getirdiler. Aynı otoriterler öne çıkıpantrenörün mutlaka
değiştirilmesi gerektiğini Yücel’le bu işin devam edemeyeceğini söylüyorlardı.
Kimse Atletizmde geçmişte böyle bir başarının yakalanmadığıülkenin şimdiye kadar
böyle bir antrenör yetiştirmediği konuları üzerinde durmuyordu. Yücel’in
yeteneğinden ziyade magazin haberleri ile Süreyya ile aşk yaşadıkları konusu
işleniyordu. Yapılan hakaretler öyle bir durum yarattı kiSüreyya “nereden
atletizme bulaştım” diyecek hale geldi. Bundan sonra basınla arasına mesafe
koydu. Yücel de Süreyya’yı basından kaçıramayasaklamaya başlamıştı. Eskiden
olduğu gibiherkesten uzak köşelerde 2004 yılında Atina’da yapılacak
Olimpiyatlara hazırlanıyorlardı.
2004 yılının baharında
doping muayenesi için wada’dan gelen elemanlara Süreyya ve Yücel Kop ikilisi
anlaşmazlık yüzünden numune veremediler. Bu nedenle de Uluslar arası yönetmeliğe
göre de 2 yıl boykot alarak cezalandırıldılar. İşte o zaman herkesin
beklediğizil takıp oynayacakları durum yaratılmış oldu. Derhal linç kampanyası
başladı. Bu konuda yetkili olan Genel Müdürlük ve Federasyonun açıklamalarından
ziyade “ben dedimdi” cilerin söyledikleri dikkate alındı. Kamuoyu da zaten işin
magazin tarafı ile ilgilendiğinden Süreyya’nın ve Yücel’in anlattıkları dikkate
alınmadı. Genel Müdürlük ve Federasyon da kampanyalar karşısında havlu attı.
Sonuç olarak Süreyya iki yıl Atletizmden uzaklaştırıldı.
Onlar yine köşelerine
çekildiler. 2006 Yılında yapılacak Avrupa Şampiyonası için sessiz sedasız
çalışıyorlardı. AncakŞampiyonaya katılabilmesi için geçmesi gereken baraj
yarışına sakatlığı nedeniyle giremedi ve bir yıl daha kaybedildi. 2007 yılında
Japon’ya’da yapılan Dünya Atletizim Şampiyonası'na da yine sakatlık nedeniyle
katılamadılar.
Bundan sonra artık
tek bir hedef kaldı. 2008 de yapılacak Pekin Olimpiyatları. Olimpiyatlara
hazırlık için yurt dışında yapılacak kamp çalışmaları için spansör bulunamadı.
Onlar da kendi imkanlarıyla Amerika’ya gittiler. Arkalarından Atletizim
Federasyonu "bizim onayımızı beklemeden gittiler" diyerek Süreyya’yı
memuriyetten attılar.
Amerika’da çalışmalar
sürerken doping skandalı çıktı. Artık herkes rahatlamış durumdadır. Süreyya
Ayhan ile uğraşmaya artık gerek kalmamıştır. Medyaya yansıyan okuyucu
yorumlarında bile "artık sırtımızdan çıkdefol" diye yazılar çıkmaya başlamıştır.
Bugünden sonra Türk Atletizminde Süreyya Ayhan olmayacak. Yücel Kop da
olmayacak.. Etraflarında da kimse olmayacak . Ama karalama kampanyaları bir
zaman daha devam edecek.
Şimdi kafaları karıştıran sorulara cevap arayalım.
1.Türk
Atletizminde 1948 yılında Londra Olimpiyatlarında üç adımda rahmetli Ruhi
Sarıalp’in aldığı bronz madalyadan başka başarımız yoktur. (Eşref Apak’ın Atina
Olimpiyatları'nda çekiç atmadan aldığı bronz madalyaüçüncü gelenin dopingli
çıkması neticesinde kazanılmıştır)
2.Süreyya Ayhan Türk Atletizmine ilkleri yaşatmışAvrupa
Şampiyonu olmuşDünya kupasını Avrupa adına havaya kaldırmışDünya ikincisi olmuş
nadide bir yıldızdır.
3.Onu yetiştiren Yücel Kop gibi başarılı bir antrenör
şimdiye kadar Türk Atletizmine gelmedi. Medya tarafından yapılan eleştiriler hep
kişiliğe dönük(ekseri Yücel Kop’a) insafsızca yapıldı. Onun bilgisizliği ve
yetersizliğikızı kandırdığıonu sakladığıondan bir rant beklentisi içinde olduğu
defalarca yazıldısöylendi. Bu da onların medyaya küsüpkenara çekilmelerine neden
oldu.
4.Dünyada elit düzeyinde birçok sporcunun başı dopingle
dertlidir. Acemiler yakalanırbilinçli olarak doktor nezaretinde kullananlar
yakalanmaz. Süreyya Ayhan namusu ve şerefi üzerine ettiği yeminde doping maddesi
kullanmadığını ısrarla söylemektedir. Ayrıcadünyada atletizmde ileri gitmiş
ülkelerdezamanında doping kullanmış sporcular kamuoyu tarafından linç
edilmemişkendilerinden antrenör olarak yararlanma yoluna gidilmiştir.
5.Atletizm antrenörleri futboldaki teknik direktörler
gibi değiştirilemez. Atlet kimi isterse onunla çalışır. İkili arasında adeta bir
kan uyumu söz konusudur.
6.Federasyon veya Genel Müdürlük Süreyya Ayhan’a antrenör
ve diğer konularla ilgili ne gibi bir teklif götürdü de red edildi? Eşref
ApakAtina Olimpiyatlarından sonra antrenörü Artun Talay’ı bıraktıyerine dünyaca
tanınmış çekiç antrenörü getirildi amaistenilen netice alınmadı.
7.Basın sadece belirli kişileri konuşturuyor. Sırada
Halil AkkaşEşref ApakNevin Yanıt gibi elit atletlerimiz acaba ne düşünüyor diye
mikrofonlar onlara uzatılmıyor. Onlar ne zaman Avrupa ŞampiyonuDünya Şampiyonu
olacakişte o zaman malum kampanya başlayacaktır.
8.FederasyonSüreyya Ayhan’ın memuriyetten aldığı üç
kuruşluk maaşını keserek medyaya iyi bir görüntü vermiş olabilir. Ancak
yetişmekte olan atletler"biz dünya şampiyonu olsak ne yazar" diyecektir.
9.Süreyya Ayhan gibi bir yıldızTürk AtletizmineTürk
halkına çok şey vermişmilyonlarca doların yapamayacağı propagandayı
yapmışbayrağımıza sarılarak milyarlarca insanı kendine hayran bırakmıştır.
10.Netice olarak kamuoyu Süreyya Ayhan ve Yücel Kop’u
taşıyamamıştır.
AŞKIN TUNA